Arama
 
 

Sonuç :
 


Rechercher çıkıntı araştırma

Arama
 
 

Sonuç :
 


Rechercher çıkıntı araştırma

En son konular
» BAYRAMINIZ KUTLU OLSUN
Paz Ağus. 19, 2012 2:17 pm tarafından Admin

» NEDEN ÇOK ÜZGÜNÜM
Perş. Haz. 07, 2012 4:17 pm tarafından Admin

» KATİLLİK NERDE BAŞLAR
Ptsi Haz. 04, 2012 4:24 pm tarafından Admin

» SOR SORUYU
Salı Mayıs 29, 2012 12:20 pm tarafından Admin

» ÜSTÜN DÖKMEN DÖKTÜRDÜ
Çarş. Mayıs 16, 2012 11:50 am tarafından Admin

» PARA ZAAFI
Ptsi Mayıs 14, 2012 5:50 pm tarafından Admin

» KUL HAKKI
Perş. Mayıs 10, 2012 2:49 pm tarafından Admin

» DECCAL CENNETİNİ İSTEMİYORUM
Cuma Mayıs 04, 2012 2:06 pm tarafından Admin

» OKUMAK ÇÖZMEKTİR
Perş. Mayıs 03, 2012 12:34 pm tarafından Admin

En son konular
» BAYRAMINIZ KUTLU OLSUN
Paz Ağus. 19, 2012 2:17 pm tarafından Admin

» NEDEN ÇOK ÜZGÜNÜM
Perş. Haz. 07, 2012 4:17 pm tarafından Admin

» KATİLLİK NERDE BAŞLAR
Ptsi Haz. 04, 2012 4:24 pm tarafından Admin

» SOR SORUYU
Salı Mayıs 29, 2012 12:20 pm tarafından Admin

» ÜSTÜN DÖKMEN DÖKTÜRDÜ
Çarş. Mayıs 16, 2012 11:50 am tarafından Admin

» PARA ZAAFI
Ptsi Mayıs 14, 2012 5:50 pm tarafından Admin

» KUL HAKKI
Perş. Mayıs 10, 2012 2:49 pm tarafından Admin

» DECCAL CENNETİNİ İSTEMİYORUM
Cuma Mayıs 04, 2012 2:06 pm tarafından Admin

» OKUMAK ÇÖZMEKTİR
Perş. Mayıs 03, 2012 12:34 pm tarafından Admin

Tarıyıcı
 Kapı
 Indeks
 Üye Listesi
 Profil
 SSS
 Arama
Tarıyıcı
 Kapı
 Indeks
 Üye Listesi
 Profil
 SSS
 Arama

Yeşilçam ın Günahları

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek

Yeşilçam ın Günahları

Mesaj  Admin Bir Çarş. Tem. 01, 2009 10:17 pm

YEŞİLÇAM IN GÜNAHLARI



Öncelikle kısa bir Yeşilçam tarihini okuyalım ve sonra ben Yeşilçam ın sevap ve günahlarını sizleere anlatacağım.



Türkiye’de ilk film gösterimi, Bertrand adlı bir Fransızın II.Abdülhamit zamanında, 1896’da, Saray’da yaptığı gösterimler ile başlamıştır. Daha sonraları Fransız firması Pathe’nin temsilcisi Romanya uyruklu Sigmund Weinberg’in yardımlarıyla Beyoğlu yakınlarında halka film gösterilmiştir. Bu filmler genellikle kısa metrajlı belge ve güldürü filmleriydiler. Weinberg, halkın sinemaya gösterdiği ilgiden dolayı, 1908’de, Türkiye’deki ilk sinema olan Pathe Sineması’nı yaptırmıştır.

İlk Türk sinema gösterimi Cevat Boyer ile Murat Bey’in Şehzadebaşı’nda 19 Mart 1908 de başlattığı gösterimdir.

Daha sonraları Şakir Seden ile Fuat Uzkinay, Türk sinemasının açılışını 6 Temmuz 1910’da gerçekleştirirler.

Birinci Dünya Savaşı’nda yedek subay olan Fuat Uzkinay, 14 Kasım 1914'te Türk sinema tarihinin ilk belgesel filmini çeker. “ Ayastefanos'taki Rus Abidesinin Yıkılışı” adı verilen belgesel film 150 metre uzunluğunda ve İTÜ arşivindedir. Daha sonra, Ordu Sinema Dairesi Başkanlığı'na getirilen Fuat Uzkinay, konulu Türk film çekimlerini de 1918’den sonra yürütmüştür.

İstiklal Harbi yıllarında birkaç senaryolu film yapılmışsa da Türk sineması Muhsin Ertuğrul ve Kemal Film ile firmalaşır.

Ateşten Gömlek
Leblebici Horhor
Kız Kulesinde Bir Facia
Sözde Kızlar
Ankara Postası
Karım Beni Aldatırsa
Fena Yol
Aysel Bataklı Damın Kızı

Faruk Kenç ile bilimsel bir tarz geliştiren Türk sineması “Yılmaz Ali ve Dertli Pınar”filmleri ile yeni bir aşama kaydeder.

Baha Gelenbevi’nin “Deniz Kızı ” adlı filmi ile Şadan Kamil’in filmleri, Türk Tiyatrosunu sinema ile birleştirir.

1934’ten sonra Vedat Örfi Bengü'nün Mısır'a giderek bu ülke sinemasının ilk örneklerini vermesi, bizde de melodramın yerleşmesinde etkili olmuştur. Türk sinema izleyicisinin beğenisi melodrama dönük olduğundan, yönetmenler de hızla Mısır filmlerinin uyarlamalarını çekmeye başlamışlardır.

Muhsin Ertuğrul'un yönettiği "Allah'ın Cenneti" adlı filmi türünün en iyi aşk melodramıdır ve sonraki yıllarda bol bol karşılaşacağımız şarkıcı melodramlarının ilk örneğini oluşturur.

1950'li yıllardan sonra, Türk sinemasında "Tiyatrocular Dönemi" nden kademe kademe "Sinemacılar Dönemi" ne geçiş yaşanmıştır. Bu yıllarda sinemaya toplumsal konuların yanında ağırlıklı olarak melodramlar yer alır.

1960'lı yıllarda sinemaya, melodram formuna bağlı, çocuk kahramanların rol aldığı "Sezercik", "Ömercik", "Ayşecik" filmleri eklenmiştir.

Arabesk tarzın temellerinin atıldığı fakirlik, sakatlık, karşılıksız aşklar, kader kurbanları vb. dramatik Türk ekolünü yaratmış ve senaryolar aynı üslup ve konuları yıllarca işlemişlerdir.

Kısa zamanda ticari kaygılar sinemasal öğelerin önünü kesmiş, aynı tür filmlerde aynı oyuncular kamera karşısına geçmiştir. Hatta aynı senaryolar, dönemin gözde oyuncularıyla defalarca yinelenmiştir.




Gelelim Yeşilam ın sevap ve günahlarını sıralamaya.

Yeşilçam hangi hataları yapmıştır ve bu hataların toplumdaki maliyeti neler olmuştur.



Yeşilçam ın ilk yaptığı hata bence kendisini hiç özeleştiride bulunmamıştır.

Ünlülere uygun senaryolar yazılmıştır.

Aktör ve yıldız yetiştirmemiş sahne sanatçıları oyuncu yapılmıştır.

Şarkılara film yapılmıştır

Akılcı yaklaşımlarla halkın eğitilmesi yerine duygu selleri ve bol hıçkırıklı veya uyduruk komediler çekiminde ısrar edilmiştir.

Yeni aktör ve senarist yetiştiremediği içindir ki, ilk krizde sex filmleri furyası bataklığına saplanmak zorunda kalmıştır.



Zaten en başarılı olduğu da o seks filmleri olmuştur.



Teknoloji yenilenirken Yeşilçam teknik eleman hiç yetiştirmemiştir.

Güzellik yarışmalarından güzelleri alıp film artisti yapma kolaylığına kaçmış kendi kalitesini kendisi düşürmüştür.

Yönetmenlerin yatak odasından geçmeyn güzeller filmlerde başrol oynamamıştır.

Bu yanlış tavırlardan bir çoğu yıllarca sürdürülmüş fahişelik ile sanatçılık birbirine karıştırulmış ve evden artist olmak için kaçan kızlar fahişe yapılmıştır.

Filmlerin içeriğindeki rollerde psikologlar DELİ DOKTORU olarak lanse edilmiş, sekreter,ev hizmetçileri fahişe, hostes ve hemşireler TUTANIN ELİNDE KALDIĞI kaşar orospular tarzında lanse edilerek halkın bu mesleklere olan fikirlerini alt-üst etmişlerdir.



Hala bu mesleklerdeki bayanların bu sıkıntıları çektiğine yürekten inanıyorum.



Sinema sektörü son 20 yılda gelişmiştir.Tiyatro bölümü sinemaya büyük destek vermiştir.Konservatuarlardan iyi elemanlar yetişmiştir.20 yıl önce BREZİLYA DİZİLERİ tv de satın alınır oynatılırken şimdi film sektörü dünyaya dizi film ve sinema filmi satmaktadır.Ortadoğu halkları dizi yıldızlarımızı krallar gibi karşılamaktadır.



Geçmişteki Yeşilçam ın hatalarını artık dizi ve filmlerde görmüyoruz.Yeni sanatçılar yatak odalarından geçmeden meşhur olabiliyorlar, senaristler çok güzel hikayeler yazabiliyorlar,filmler uydurukça değil mantıklı senaryolarda yüceliyor.Teknolojik gelişmeler takip ediliyor.Bu sektörden para kazananlar film yapmayı da düşünüp paralarını kat,yat,daire,tarlaya değil bu sektörün gelişimine harcıyorlar.Ellerini taşın altına sokma cesaretini gösteriyorlar.Emek ve çaba da boşa gitmiyor.



Bence her sektör kendini özeleleştiride bulunmalı,kendini yenilemeli,eleştirilmekten korkmamalıdır.

01 Temmuz 2009 Çarşamba

UĞUR ÖZALTIN
avatar
Admin
Admin

Mesaj Sayısı : 629
Kayıt tarihi : 10/05/09
Yaş : 51
Nerden : manisa

http://www.ugurozaltin.tr.cx

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön

- Similar topics

 
Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz