Arama
 
 

Sonuç :
 


Rechercher çıkıntı araştırma

Arama
 
 

Sonuç :
 


Rechercher çıkıntı araştırma

En son konular
» BAYRAMINIZ KUTLU OLSUN
Paz Ağus. 19, 2012 2:17 pm tarafından Admin

» NEDEN ÇOK ÜZGÜNÜM
Perş. Haz. 07, 2012 4:17 pm tarafından Admin

» KATİLLİK NERDE BAŞLAR
Ptsi Haz. 04, 2012 4:24 pm tarafından Admin

» SOR SORUYU
Salı Mayıs 29, 2012 12:20 pm tarafından Admin

» ÜSTÜN DÖKMEN DÖKTÜRDÜ
Çarş. Mayıs 16, 2012 11:50 am tarafından Admin

» PARA ZAAFI
Ptsi Mayıs 14, 2012 5:50 pm tarafından Admin

» KUL HAKKI
Perş. Mayıs 10, 2012 2:49 pm tarafından Admin

» DECCAL CENNETİNİ İSTEMİYORUM
Cuma Mayıs 04, 2012 2:06 pm tarafından Admin

» OKUMAK ÇÖZMEKTİR
Perş. Mayıs 03, 2012 12:34 pm tarafından Admin

En son konular
» BAYRAMINIZ KUTLU OLSUN
Paz Ağus. 19, 2012 2:17 pm tarafından Admin

» NEDEN ÇOK ÜZGÜNÜM
Perş. Haz. 07, 2012 4:17 pm tarafından Admin

» KATİLLİK NERDE BAŞLAR
Ptsi Haz. 04, 2012 4:24 pm tarafından Admin

» SOR SORUYU
Salı Mayıs 29, 2012 12:20 pm tarafından Admin

» ÜSTÜN DÖKMEN DÖKTÜRDÜ
Çarş. Mayıs 16, 2012 11:50 am tarafından Admin

» PARA ZAAFI
Ptsi Mayıs 14, 2012 5:50 pm tarafından Admin

» KUL HAKKI
Perş. Mayıs 10, 2012 2:49 pm tarafından Admin

» DECCAL CENNETİNİ İSTEMİYORUM
Cuma Mayıs 04, 2012 2:06 pm tarafından Admin

» OKUMAK ÇÖZMEKTİR
Perş. Mayıs 03, 2012 12:34 pm tarafından Admin

Tarıyıcı
 Kapı
 Indeks
 Üye Listesi
 Profil
 SSS
 Arama
Tarıyıcı
 Kapı
 Indeks
 Üye Listesi
 Profil
 SSS
 Arama

AMENTÜ VE SİYASET

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek

AMENTÜ VE SİYASET

Mesaj  Admin Bir Çarş. Mayıs 27, 2009 2:45 pm

Amentü esaslarıyla siyaset asla bir yere gelemez.
Her iki kavram birbirinin zıttı dır aslında.
Siyaset ayak oyunlarından ve çatal dilden ibarettir.
Amentü esasları ise KADERE İMAN esasına dayanır.

Yani birisi halkı uyutma temelinde hareket eder.
Diğeri halkı uyandırma esaslarıdır.

Ülkemizde şu an yaşanan ise tam bir komedidir.
Bir taraf ideolojiyi dinleştirme derdine düşmüş diğer taraf ise DİNİ ideolojiye dönüştürme çabasıyla <<türban siyasi bir simgedir> itirafını yapmıştır.Aslında her iki tarafında İSLAM ve amentü esaslarıyla bir ilgileri yoktur.

İdeolojiyi dinleştirmek ile dini ideolojileştirmek AYNI AYAK OYUNUNDAN başka bir şey değildir.

Türban özgürlüğü mücadelesi verenlere ŞİFON BAĞLA gir okula deseniz <<olmaz>> der.Çünkü inandığı için örtünmüyor.Siyasi simgesini dinleştirme derdinde.

Diğer taraf ise özgürlükler adına kadın istismarının türban tarafını öne çıkarın diğer istismarları görmezden geliyor.Bu da eksik ve tutarsız bir iş.Kadın istismarı çağdaşlık ve kırsal kesim istismarlarıda had safhada çünkü.

Siyasetin din ile bağdaşamayacağının ilk ispatı Hz Ali ile Muaviye orduları arasında yapılan SIFFİN SAVAŞIDIR.

<<Dördüncü Rasid Halife Hz. Ali (r.a) ile ona isyan eden Suriye valisi Muaviye b. Ebu Süfyan arasinda M. 657 yilinda, Firat’in sag kiyisina yakin Rakka’nin dogusunda bulunan Siffin’da yapilan savas.>>

<<Öte taraftan, Medine’den Sam’a götürülen Hz. Osman’in kanli gömlegi ve hanimi Nâile’nin kesik parmaklari Muaviye tarafindan caminin minberine asildi. Askerler onun önünde toplasarak agliyorlardi. Orada toplananlar Hz. Osman’in intikamini alincaya kadar yataklarinda uyumayacaklarina ve yikanmayacaklarina dair yemin ettiler.>>

<<Hz. Ali’nin siddetli bir taarruzu ile Sam ordusu dagIlma noktasina geldi. Savas kazanIlmak üzereydi ki, Amr b. el-Âs, Suriyeli askerlere "Her kimin yaninda mushaf varsa onu mizraginin ucuna takarak yukari kaldirsin" dedi. Bu emri yerine getiren askerler karsi tarafa, "Aramizda Allah’in kitabi hakem olsun" diye seslendiler. Amr b. el-Âs’in hilesi tutmus, Irakli askerler: "Allah’in kitabina yapilan çagriya icabet edelim" demeye baslamislardi. Amr.b. el-Âs, bu hile ile, Sam ordusunu kesin bir maglubiyetten kurtardigi gibi, karsi tarafin gücünü de kirmisti. Hz. Ali (r.a) bir Halife ve bir ordu komutani olarak bunun bir savas hilesi oldugunu askerlerine anlatmaya çalistiysa da basarili olamadi. Ali (r.a), onlara söyle diyordu: "Bu bir hiledir. Bununla sizin araniza ayrilik düsürmek ve birliginizi bozmak istiyorlar".>>

<<bir hareketin başlangıç noktası olan, hicretin 1. yüzyılındaki olaylar demetinden bir bölümünü bilgilerinize sunmak istiyoruz:
Hz. Âli zamanında başlıca dört fırka vardı. Bunlar :
1- Hz. Âli taraftarları,
2- Muaviye taraftarları,
3- Hâriciler,
4- Selefiye grubu.
İslam dünyasında birçok ayrılığa, fitneye, savaşa ve günümüze kadar uzanan kutuplaşmalara sebep olan neticeler doğurması nedeniyle bu grupların oluşumuna zemin hazırlayan sebeplere kısaca değinmek gerekir.
Hz.Rasûlullâh’ın vefatından sonra Hz. Ebûbekir’in halife seçilmesindeki usul, kırgınlıklara sebep olmuş ise de, asıl Hz. Osman zamanında bir kısım yanlış uygulamalar bu oluşumların temelini atmıştır. Vali, kumandan gibi önemli görevlere çok titizlik gösterilmeden akraba olan bir kısım insanların atanmaları, bunların yönetimde yeterince başarılı olamamaları, üstüne üstlük bazılarının çıkarları doğrultusunda uygulama yapmaları, merkezi yönetime olan güven ve samimi inancı azaltmış, gruplaşmalar başlamıştır. Hz. Osman’ın şehadeti, bu duruma yanlış adreslerden suçlu ve sorumlu aranması, Hz. Âli’nin de halifeliğinin sorunlu başlamasına neden olmuştur. Daha sonra tatlıya bağlanarak sonuçları kısmen de olsa ortadan kalkacak olan Cemel Vak’ası (4.Aralık.656); Hz. Aişe ve yanındakiler ile Hz. Âli arasında bir savaş olarak tarihe geçmiştir.
Kureyş’in Emevi sülalesinden olan Şam valisi Muaviye, akrabası olduğu şehid Hz. Osman’ın katillerinin aranmasına yeteri kadar önem verilmediği gerekçesiyle Halifeye biat etmedi ve karşı çıktı; ordu topladı. Tarihe Sıffin Savaşı olarak geçen bu olayda (Haziran 657); hakem oyunları ile Hz. Âli‘nin halifelikten çıkarıldığı ilan edildi.
SONUÇ : Siyaset aracılığıyla din tacirliği yapmak ve kişisel hırslara dini inançları alet etmek, halkı kendi menfaatlerine uygun şekilde yönetime devlete karşı kışkırtmak, isyana sürüklemek Muaviye ve taraftarlarının işidir.

Muaviy, hadislerde ıspatlı <<İlim şehrinin kapısı>> <<velayetin baş tacı >> Hz Ali efendimize isyan etmiş, kan dökmüş bir zavallıdır.

<<Hz. ali’nin halifeliği sırasında iki Müslüman grup arasında çıkan Sıffin Savaşı’nın hazırlıkları esnasında Hz. Ali tarafında, safında savaşa katılması ricasıyla Medine’ye davat edilirler. Memnuniyetle bu davete icap eden Hz. Veysel Karani hemen Medine’ye hareket ederler, daha sonra da Hz. Ali’nin yanında Sıffin Savaşı’na katılırlar.
Sıffin Savaşı esnasında Veysel Karani’de yaralanarak, Hicret’in 37. Senesinde (Miladi 657) Şevval ayının 18. günü Fırat Nehri kenarında savaş meydanında şehit olur.>>
20.02.2008
UĞUR ÖZALTIN

Kaynak.
http://www.enfal.de/tarih18.htm
http://sufizmveinsan.com/guncel/10muharrem.html
http://www.siirt.gov.tr/veyselkarani.htm
avatar
Admin
Admin

Mesaj Sayısı : 629
Kayıt tarihi : 10/05/09
Yaş : 51
Nerden : manisa

http://www.ugurozaltin.tr.cx

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön

- Similar topics

 
Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz