Arama
 
 

Sonuç :
 


Rechercher çıkıntı araştırma

Arama
 
 

Sonuç :
 


Rechercher çıkıntı araştırma

En son konular
» BAYRAMINIZ KUTLU OLSUN
Paz Ağus. 19, 2012 2:17 pm tarafından Admin

» NEDEN ÇOK ÜZGÜNÜM
Perş. Haz. 07, 2012 4:17 pm tarafından Admin

» KATİLLİK NERDE BAŞLAR
Ptsi Haz. 04, 2012 4:24 pm tarafından Admin

» SOR SORUYU
Salı Mayıs 29, 2012 12:20 pm tarafından Admin

» ÜSTÜN DÖKMEN DÖKTÜRDÜ
Çarş. Mayıs 16, 2012 11:50 am tarafından Admin

» PARA ZAAFI
Ptsi Mayıs 14, 2012 5:50 pm tarafından Admin

» KUL HAKKI
Perş. Mayıs 10, 2012 2:49 pm tarafından Admin

» DECCAL CENNETİNİ İSTEMİYORUM
Cuma Mayıs 04, 2012 2:06 pm tarafından Admin

» OKUMAK ÇÖZMEKTİR
Perş. Mayıs 03, 2012 12:34 pm tarafından Admin

En son konular
» BAYRAMINIZ KUTLU OLSUN
Paz Ağus. 19, 2012 2:17 pm tarafından Admin

» NEDEN ÇOK ÜZGÜNÜM
Perş. Haz. 07, 2012 4:17 pm tarafından Admin

» KATİLLİK NERDE BAŞLAR
Ptsi Haz. 04, 2012 4:24 pm tarafından Admin

» SOR SORUYU
Salı Mayıs 29, 2012 12:20 pm tarafından Admin

» ÜSTÜN DÖKMEN DÖKTÜRDÜ
Çarş. Mayıs 16, 2012 11:50 am tarafından Admin

» PARA ZAAFI
Ptsi Mayıs 14, 2012 5:50 pm tarafından Admin

» KUL HAKKI
Perş. Mayıs 10, 2012 2:49 pm tarafından Admin

» DECCAL CENNETİNİ İSTEMİYORUM
Cuma Mayıs 04, 2012 2:06 pm tarafından Admin

» OKUMAK ÇÖZMEKTİR
Perş. Mayıs 03, 2012 12:34 pm tarafından Admin

Tarıyıcı
 Kapı
 Indeks
 Üye Listesi
 Profil
 SSS
 Arama
Tarıyıcı
 Kapı
 Indeks
 Üye Listesi
 Profil
 SSS
 Arama

B.O.P

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek

B.O.P

Mesaj  Admin Bir Çarş. Mayıs 27, 2009 3:05 pm

Yeni Dünya Düzeni
İlk kez ABD Başkanı George Bush tarafından Ağustos 1990’da, düzenlediği bir basın toplantısında söylenmiştir.

Yeni Dünya Düzeni aynı zamanda, Soğuk Savaş süresince varolan fakat diğer mega-tehlikelerin öneminden dolayı su yüzüne çıkamayan sayısız mikro-problemin dünya toplumlarına ve siyaset tablosuna yerleşmesini de beraberinde getirmiştir.

Büyük Ortadoğu Projesi ile ABD’nin Amacı
Fransa Yeşiller grubunun önemli liderlerinden biri Yves Cochet İnsani ve demokratik giysilere sokulan ABD’nin Büyük Orta Doğu Projesi, aslında bölgedeki tüm petrol musluklarına el koymaya yönelik bir girişimdir. diyerek, petrol kadar enerjetik, kullanımı, stoklanması, nakliyesi kolay, kullanım alanları çeşitli bir başka sıvı keşfetmeye zaman kalmadığını, zaten bir başka evrensel enerji kaynağına ilişkin yatırımların da, on yıl içerisinde 100.000 milyar dolar civarında para gerektirdiğini; kısacası, dünyayı bekleyen bir krizin kaçınılmaz olduğunu dile getirmiştir..

Bu geniş coğrafya, dünya enerji kaynaklarının çok büyük bir bölümüne sahiptir. Bu anılan geniş bölgede farklı uluslar, kültürler, diller ve dinler yaşamaktadır. Bu alanlarda ABD ekseninde bir “düzen ve istikrarı” kurmak ve egemen kılmanın, bir bakıma dünya egemenliğini büyük bir dayanağa ve güvenceye kavuşturmak anlamına geleceği kabul edilmektedir. Başta petrol olmak üzere doğalgaz, su gibi temel maddelerin denetim altına alınması, nakil yollarının denetlenmesi demek, aynı zamanda, olası rakip devlet veya devlet gruplarının önünün kesilmesi anlamına gelmektedir

İkinci hedefin enerji kaynaklarının ele geçirileceği ve daha şimdiden bölge petrollerinin %40’ı olan Irak petrolleri, Afganistan’daki zengin uranyum kaynakları fiilen olmak üzere el değiştirdigi bu durumun dünya bor tuzlarının %75 ine sahip bulunan Türkiye Cumhuriyeti ’ni de yakından ilgilendirdiği belirtilmektedir

Bir başka hedefin ise küresel sömürü aracı olan nitelendirilen doların mevcut hegemonyasının sürdürülmesi isteğinin olduğu görüşüdür

KÜRESEL ENERJİ

1. Geleceğin küresel petrol ihtiyacını karşılayabilecek ve bu maksatla üretimi artırabilecek bölge Ortadoğu’dur.

2. Kuzey Amerika’nın 2025’e dek Ortadoğu’dan alacağı petrol yüzde 85 artacak, bunun büyük bir kısmı ABD’de tüketilecektir.

3. 2025’e kadar Avrupa’nın Ortadoğu’dan petrol alımı yüzde 57, Japonya’nın yüzde 50, Pasifik’teki gelişmekte olan ülkelerin yüzde 100 ve Çin’in ise yüzde 500 artacaktır

ABD eksenli kapitalist bloğu Büyük Orta Doğu Projesi (BOP) türünden yeni senaryolara iten 4 temel tehdidin söz konusu olduğu düşünülmektedir.

1. Çağdaş tatminsiz bireyin arayışı sürecinde "İslami yönelişin adresini saptırmak"

2. Dünyanın ekserisini ilgilendiren fakirlerin isyanı.

3. Diğeri ise sayısal olarak dünya nüfusunun azınlığını teşkil etse de, harekete geçirebileceği değişim dalgalarının çapı ve derinliği itibariyle aslında kapitalizmi "içerden" değişime uğratma dinamiğini de barındıran, kapitalizmin içinde bulunduğu tatminsizlik.

4. Petrol ve su kaynaklarının güvenliğini garanti altına almak
Bu 4 ana sorun ile BOP arsında iki aşamalı bir ilişki olduğu düşünülmektedir. Nihai mal ve hizmet satışı, bir yandan da üretim girdisi temini anlamında yeni pazar yaratmak ve de yeni kapitalist dinamik ve varsayımların Çin eksenli coğrafyadan gelişimini önlemek.

Kısaca ana amaç Asya eksenli bir medeniyet başkaldırısının önünü kapatmak.

2025 yılına gelindiğinde, ABD’de tüketilen petrolün % 71’i, Batı Avrupa’dakinin % 68’i, Çin’dekinin % 73’ü kendi ülkeleri dışından sağlanacaktır. Enerji gibi yaşamsal bir sektörde oluşan ve gitgide artan bu dışa bağımlılık, Orta Doğu, Afrika, Orta Asya’da, büyük güçler ve petrol şirketlerinin kendi aralarında başlatmış oldukları petrol savaşını ve Irak savaşını da izah etmektedir

1945 yılında, ABD Başkanı Roosevelt ve Suudi Kralı arasında imzalanan antlaşma ile Amerikan şirketlerinin Suudi petrolü üzerindei hakimiyetini başlatan adımı atılmıştır. İran’da Roosevelt ailesinden CIA Tahran İstasyon Şefi Kim Roosevelt ile Şah’ın dostu, 1991 Körfez Savaşı ABD Ordusu Komutanı Schwarzkopf’un babası General Norman H. Schwarzkopf’un öncülüğünde, İran petrolünü millileştiren Musaddık bir darbeyle devrilmiş, ülkeden kaçmış olan Şah geri getirilmiş, askeri polislikten gelme General Schwarzkopf Savak’ı eğitmiş ve İran petrolü de Batılı şirketler arasında yeniden paylaştırıldı.

11 EYLÜL SALDIRILARI

ABD başkanı Bush, potansiyel olarak tarihsel bir kapsamı olan Büyük Orta Doğu için bir plan önermiştir. Söz konusu planda bu bölgenin Amerika’nın dış politikasındaki önemi vurgulanmaktadır

Bu amaçların gerçekleştirilmesi için George W. Bush’un güvenlik danışmanı (şuan dışişleri bakanı) Condoleezza Rice’nin de söylediği gibi Türkiye dahil olmak üzere bölgedeki 22 ülkenin sınırlarının değişmesi gerektiği ve bunun ilk adımlarının da Afganistan ve Irak’ın işgalleri ile atıldığı dile getirilmiştir.

CIA’nın eski direktörü James Woolsey de; Bu, teröre karşı bir savaş olmanın ötesinde, bizim 20. yüzyıl boyunca inşa edip savunduğumuz liberal uygarlığı tehdit eden Arap ve Müslüman dünyasına demokrasi götürme savaşıdır. Bu savaş, tarihsel nedenlerle demokrasiye geçemeyen Ortadoğu’nun çehresi tamamen değişinceye dek sürecektir. Amerika son yüzyılda 4 kez ayağa kalkmıştır. (1. Dünya Savaşı, 2. Dünya Savaşı, Kore Savaşı ve Vietnam Savaşı), Bu savaş, bölgeye özgürlük getirene dek sürecektir. demiştir.

Saldırılar sonrasında ve günümüze kadar olan süreçte ABD içinden ve dışından çeşitli kişi ve gruplar tarafından, saldırıların Amerikan hükümeti ve/veya gizli servisleri tarafından düzenlendiğine dair çeşitli komplo teorileri ileri sürülmüştür.

Bazı çevreler tarafından konuyla ilgili olarak, başta Orta Doğu’ya yönelik bir işgal harekatı başlatmak için gerekçe oluşturabilmek amacıyla saldırının özellikle ABD yönetimi tarafından gerçekleştirildiği teorisi olmak üzere, çeşitli komplo teorileri ortaya atılmaktadır.

Amerika’nın saygın gazetelerinden New York Times tarafından yakın zamanda yapılan bir ankete göre Amerikan vatandaşlarının %75’i 11 Eylül olayları ile ilgili olarak hükümetin yalan söylediğinden şüphelenmektedir. Bu oran 2006 yılında %50 civarında idi. [10]
Birleşik Krallık İşçi Partisi milletvekili ve kabineden sorumlu devlet bakanı Michael Meacher, 11 Eylül olaylarını soruşturmaktadır Meacher 2006 yılında Loose Change isimli filmin Avam Kamarası’nda izlenmesini önermiş, daha sonra bu fikrinden vazgeçmiştir. 11 Eylül olayları ile ilgili olarak şöyle demiştir: "Böylesine devasa öneme haiz bir olayın bu şekilde gizeme gömülmesine modern tarihte daha önce hiç rastlanılmamıştır. Anahtar konumundaki bazı gerçekler mümkün ve anlaşılabilir bir temele dayandırarak açıklanamamış durumdadır."[12]
ABD halkının bir bölümü 11 Eylül’lün yeniden soruşturulmasını istemektedir


Fahrenheit 9/11
Fahrenheit 9/11 (film)
Saldırıdan 3 yıl sonra, Başkan Bush’un (Bin Ladin ailesi dahil) Suudi Sermayesiyle ticarî ortaklıkları olduğunu anlatan ve Bush Hükümetinin 11 Eylül saldırılarını önceden bildiğini ima eden Fahrenheit 9/11 (Fahrenhayt 11 Eylül) isimli bir belgesel filmi vizyona girmiş ve tüm dünyada geniş yankı uyandırmıştır

Saldırı, dünya medyası tarafından "medeniyetler çatışması" olarak yorumlandı. 11 Eylül 2001 saldırılarını gerekçe gösteren başkan George W. Bush, önce Afganistan, ardından da Irak’ı işgâl etti. ABD Başkanı George W. Bush Terörizmle Savaş Kampanyası başlattı ve bu kampanya ile NATO’nun 5. maddesini işletmeye başlattı. Bu Kampanya’da ABD’ye başta Birleşik Krallık olmak üzere bir çok ülke destek olmaktadır.
11 Eylül saldırıları sonucu, başta ABD olmak üzere batılı devletlerde Müslümanlar’a karşı işlenen nefret suçlarında büyük artış görüldü.
Büyük Ortadoğu Projesi"nde asıl hedefin Suudi Arabistan olabileceğine değinen Abdul Nasır, Irak"a atıfta bulunarak demokrasi getirmek için bir ülkenin işgal edilemeyeceğini vurguluyor

AB’nin yetkili kişilerinde, siyasilerinde ve bürokratlarında Recep Tayyip Erdoğan’ın AB konusunda samimiyetsiz olduğu şeklinde çok ciddi bir endişe değil bir fikir belirmeye başladı. Türkiye’ye tarih vermek istemelerinin önemli sebeplerinden biri de Recep Tayyip Erdoğan’a Türkiye’yi bırakmamak. Çünkü Recep Tayyip Erdoğan’ın samimiyetsiz olduğu ve yavaş yavaş Büyük Ortadoğu Projesine ve Amerika’ya doğru kaydığını düşünüyorlar

1 Mart tezkeresi ile ilgili bazı bilgiler benimle beraber mezara gidecek. Ama, o zaman ABD’nin Büyük Ortadoğu Projesinde Türkiye’nin yerine bakarsanız olayı anlarsınız.’ diyerek ve de 1999, terörle mücadele tarihimiz açısından bir dönüm noktasıdır. Öcalan bu tarihte Amerikalıların yardımı ile yakalandı. Öcalan’ın yakalanması ile Talabani ve Barzani alternatifsiz kaldı,
ABD Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice ikide bir, Türkiye’nin ılımlı bir İslam ülkesi modeli olduğunu ve diğerleri tarafından örnek alınması gerektiğini söylerken Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, her fırsatta ülkesinin böyle bir rolü üstlenmeyi arzulamadığını vurgulamaya özen göstermektedir. demiştir.

Türkiye Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer; Türkiye, Büyük Ortadoğu Projesi’nde model rolünü üstlenmek istemiyor. diye beyanat vermiştir.
Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan partisinin bir toplantısında : Türkiyenin ortadoğuda bir görevi var! Nedir o görev? Biz Geniş Ortadoğu ve Kuzey Afrika Projesinin Eşbaşkanların’dan bir tanesiyiz ve o görevi yapıyoruz diyerek BOP’un Eşbaşkanlarından bir tanesi olduğunu dile getirmiştir. Yine Kanal D Televizyonun’da Teke Tek Programında Fatih Altaylı’ya Yani Diyarbakır istiyorumki, şu anda Amerika’nın da istediği, Büyük Ortadoğu Projesi var ya, genişletilmiş ortadoğu, yani bu proje içersinde Diyarbakır bir yıldız olabilir. demiştir.
Akademik ve siyasi çevreler Türkiye’nin BOP içerisindeki rolünün Büyük Ortadoğu Jandarma Komutanlığı şeklinde düşünüldüğünü kaydetmektedirler

1983-1996 arası ABD yanlısı güçlerin kontrolü altındaki siyasi ve büroktatik kadroların belli bir planı uygulamaya koydukları; bunun için öncelikle dışişlerinde kendilerine hizmet edecek adamlar elde edip sonra üniversiteleri kullanarak gençliğe yöneldiklerini; BM, Dünya Bankası ve AB fonlarının büyük kısmının gençlere ve kadınlara yönelik kullandırıldığının; Önce gençler üzerinde, bizden bir şey olmaz, Türkiye berbat bir ülke, yaşanmaz imajıyla aşağılık kompleksi oluşturulup sonra da her bakımdan kayıtsız şartsız kendilerini kabul eden genç gruplar oluşturdukları, misyonerlik faaliyetlerine hız verdikleri kaydedilmektedir
Başbakan Erdoğan, Bush ile 28 Ocak 2004’te Beyaz Saray’da yaptığı görüşmenin ardından, "Türkiye’nin, sınırları genişleyen ve demokratik değerlerin yerleştirilmesi öngören bu projeye destek verdiğini, Türkiye’nin projede anahtar rol oynayacağını" söylemiştir.[31]
ABD karşısındaki engelin Cumhurbaşkanı olduğu ifade edilmektedir. Mısır’ın Ankara Büyükelçisi, kendisiyle yapilan söyleşide, Büyük Orta Doğu planı çerçevesinde, Türkiye’nin model olma rolü konusunda ; ABD Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice ikide bir, Türkiye’nin ılımlı bir İslam ülkesi modeli olduğunu ve diğerleri tarafından örnek alınması gerektiğini söylerken Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, her fırsatta ülkesinin böyle bir rolü üstlenmeyi arzulamadığını vurgulamaya özen göstermektedir. demiştir

http://tr.wikipedia.org/wiki/B%C3%BCy%C3%BCk_Ortado%C4%9Fu_Projesi

NOT :yukardaki yazı BÜYÜK ORTA DOĞU PROJESİ başlığındaki ve alt başlıklardaki makalelerden oluşturulmuştur.

Sabırla yukardaki yazıyı düşüne düşüne okuduğunuzda ülkemizde yaşanan bir çok sorunun sebebini rahatlıkla anlayabileceksiniz.
Ülkemiz değişen dünya jeopolitiği karşısında bir tercih yapmak zorundadır.Bu tercihin tarafları arasında verilen mücadele toplumda TÜRBAN KAVGASI olarak yansıtılmaktadır.Görünürdeki taraflar AKP ve CHP-Ordu gibi görünse de perde arkasının küresel aktörleridir.
Türban sorunu aslında buzdağının görünen kısmıdır.Esas kavga edenler ABD-Rusya ile AB-Çin arasındaki VAR OLMA savaşıdır.

Sanıyorum bu kavgada ABD-Rusya bloğundan yana olmamız menfaatimizedir.AB ile bir gelecek ve menfaate varabilmemiz mümkün görünmüyor.AB nin kapıkulu olmaktansa ABD ile ortadoğuda güçlü bir ortak olmak bence daha akıllıca.Enerji kimin emrindeyse hükümdar o olacaktır gelecektede. AB de ne askeri güç var nede enerji var.Ben BOP projesinde güçlü bir bölge devleti olma taraftaryım.
15.06.2008
UĞUR ÖZALTIN
avatar
Admin
Admin

Mesaj Sayısı : 629
Kayıt tarihi : 10/05/09
Yaş : 51
Nerden : manisa

http://www.ugurozaltin.tr.cx

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön


 
Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz