Arama
 
 

Sonuç :
 


Rechercher çıkıntı araştırma

Arama
 
 

Sonuç :
 


Rechercher çıkıntı araştırma

En son konular
» BAYRAMINIZ KUTLU OLSUN
Paz Ağus. 19, 2012 2:17 pm tarafından Admin

» NEDEN ÇOK ÜZGÜNÜM
Perş. Haz. 07, 2012 4:17 pm tarafından Admin

» KATİLLİK NERDE BAŞLAR
Ptsi Haz. 04, 2012 4:24 pm tarafından Admin

» SOR SORUYU
Salı Mayıs 29, 2012 12:20 pm tarafından Admin

» ÜSTÜN DÖKMEN DÖKTÜRDÜ
Çarş. Mayıs 16, 2012 11:50 am tarafından Admin

» PARA ZAAFI
Ptsi Mayıs 14, 2012 5:50 pm tarafından Admin

» KUL HAKKI
Perş. Mayıs 10, 2012 2:49 pm tarafından Admin

» DECCAL CENNETİNİ İSTEMİYORUM
Cuma Mayıs 04, 2012 2:06 pm tarafından Admin

» OKUMAK ÇÖZMEKTİR
Perş. Mayıs 03, 2012 12:34 pm tarafından Admin

En son konular
» BAYRAMINIZ KUTLU OLSUN
Paz Ağus. 19, 2012 2:17 pm tarafından Admin

» NEDEN ÇOK ÜZGÜNÜM
Perş. Haz. 07, 2012 4:17 pm tarafından Admin

» KATİLLİK NERDE BAŞLAR
Ptsi Haz. 04, 2012 4:24 pm tarafından Admin

» SOR SORUYU
Salı Mayıs 29, 2012 12:20 pm tarafından Admin

» ÜSTÜN DÖKMEN DÖKTÜRDÜ
Çarş. Mayıs 16, 2012 11:50 am tarafından Admin

» PARA ZAAFI
Ptsi Mayıs 14, 2012 5:50 pm tarafından Admin

» KUL HAKKI
Perş. Mayıs 10, 2012 2:49 pm tarafından Admin

» DECCAL CENNETİNİ İSTEMİYORUM
Cuma Mayıs 04, 2012 2:06 pm tarafından Admin

» OKUMAK ÇÖZMEKTİR
Perş. Mayıs 03, 2012 12:34 pm tarafından Admin

Tarıyıcı
 Kapı
 Indeks
 Üye Listesi
 Profil
 SSS
 Arama
Tarıyıcı
 Kapı
 Indeks
 Üye Listesi
 Profil
 SSS
 Arama

KÜRTLERE NEDEN GÜVENEMİYORLAR ?

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek

KÜRTLERE NEDEN GÜVENEMİYORLAR ?

Mesaj  Admin Bir Cuma Tem. 15, 2011 3:56 pm

KÜRTLERE NEDEN GÜVENEMİYORLAR ?

Kürtler, İsrail, Yahudi lobileri, masonlar, ABD, AB ve Ortadoğu yönetimleri, halkları bir karmaşa içinde yüzülüyor. Kim ne planlıyor, kim ne umuyor, kim ne buluyor ya da bulacak ? Biz bu curcunanın neresindeyiz ? 12 eylül ortamına sürüklenmesi için kudurtulan terör ve darbe sonrası yaşanılanlar, Turgut Özal, Anap ve icraatları. Ağustos 1984 de PKK nın sahneye çıkışı. Üç beş çapulcu diye Özalın tarif ettiği PKK nın 30 yıldır bitirilemeyişi. Büyük resmin parçaları nasıl hazırlanıyor ve nasıl sonu getiriliyor ? PKK kimlerin taşeronu ? Kaç PKK var ?

Saddam, Mübarek, Esad, Kaddafi nasıl başa getirildi ve işleri bitince nasıl götürüldü-götürülüyor ? Bu dört diktatör nasıl dışarıdan kumanda ediliyorlar ? Bu dört kişiden nasıl dersler çıkarılmalıdır ? Bazı projelerin eşbaşkanı olmak o kadar da sevinilecek bir şey midir yoksa tedirginlik duyulacak bir şey midir ?

Bu büyük resmin en ilginç rolü Kürtlere düşmüştür ve Saddam mağduru olmaları ya da oldurulmaları bir senaryo gereği midir ? Saddam bu oyuna nasıl düşmüş bu salaklıkları nasıl yapmış ve kendi idamını hazırlamıştır ? ABD Saddam ın dostu değil miydi ? Böyle dostluklara güvenmemek hatta tedirginlik duymak yöneticilerimize bir ibret değil mi ? Elma toplar gibi ABD deki mason localarından ödüller toplamak bir yönetici için BAYRAM DEĞİL SEYRAN DEĞİL sözünü hatırlatmalı değil mi ?

Kürtler ne istiyor belli değil. Demokratikleşme de adım atılırken asker cenazelerini çoğaltmak akıl işi mi, bu olaya sessiz kalıp teröre tavır koyamamak BDP yi sıfırlıyor. Karısının eteği altına gizlenmiş bir kılıbığın nağrasından kim korkar ? BDP de aynen o durumdadır. Kandil ve terör eteğinin altında barış söylemleri ninni gibi ya da laf salatası oluyor.

AKP de zikzaklar çizerek durumu kotarma peşinde. Şehit cenazelerinde ortama uygun salvolar sorunu çözmüyor. Belli ki DEMOKRATİK ÇÖZÜM birilerini gıcık ediyor. PKK bir etiket ve bu etiketin altında kaç değişik hıyar var bu bulunmalıdır. Demokratik çözüm bulunsa ve demokratik adam gibi bir anayasa hayata geçirilse bundan kim rahatsız olur bunlar görülmelidir. Kimler bu gergin ortamdan nemalanıyor ? Seçimlerde liderlerin kullandığı sertlik büyük hatadır ve sonuçları çıkıyor. MHP nin baraj altına itilme hülyası kabusa dönüşebilir. Liderler ağızlarından çıkanı kulakları duymalı.

Ağustos 1984 de başlayan bu terör bataklığı artık kabak tadı vermiştir. Kürtler ne istiyor açıkça belli etmeliler. Irak da ve Libya da yaşanılan ortama benzer ortama Türkiye yi de sokarız masum rolüyle ABD den bir devlet de bir hediye alırız hesaplarını yapıyorlarsa ve TC den her istediklerini alsalar dahi mutlaka bir mızıkçılık yapacak konu bulup şehid cenazelerini baba evine gönderip ana yüreği dağlamaktan fetiş bir zevk alıyorlarsa ben bu yola sapmamalarını tavsiye edeceğim çünkü fetiş zevklerin sonu iyi bitmez. Önümüzdeki yıllar bu günlerini aratır hale düşürebilir onları.
15 Temmuz 2011 Cuma
UĞUR ÖZALTIN


Ek Bilgiler :

ARMAGEDON SAVAŞI
http://www.facebook.com/group.php?gid=49789837428

BOP PROJESİNDE TAYYİP ERDOĞAN’IN ÇELİŞKİLİ KONUŞMALARI
Buradan izleyin lütfen
http://www.youtube.com/watch?v=lUvv6YOhCeE

TURGUT ÖZAL HAİN MİYDİ ?
1. Yaklaşık 12 seneden beridir hatta yaşadığı son dönemlere kadar (Cumhurbaşkanlığı dönemi) merhum Turgut Özal’ın Amerikancımıydı yoksa Türkçümü yada İslamcımıydı yoksa laikçimi sorularının cevaplarını hiç bulamadık biz.Özellikle öldükten sonra bazı tv kanallarında bizler ÖZAL tartışmalarıyla gecelerimizi geçirdik.Özal tarafında olanlar olmayanlara neler diyor hep dikkatlice dinledik.Notlar aldık.

Tabi bunun aksini yapanlarıda seyrettik.Sonuca göre kendimize yön çizdik.Bu yazıyı geçtiğimiz zaman diliminin Turgut Özalın ölüm yıldönümüne denk geldiği için ve hafızalarda Turgut Özalın belirmesi üzerine,kafalarda bazı kuşkuların ve hiçbir tv kanalında söylenmemiş olan konuların açıklanması için (özellikle belirtiyorum) yazıya aktarıyorum.

Ben bir kere Turgut Özal tarafında değilim bunu baştan diyeyim.Olanlarada bir lafım yok.Fakat Özalın yanlışlarını,yanlışlarının bize yansımasını bu millete aktarmakla kendimi sorumlu hissettiğim için aşağıdaki yazıyı sizlere aktarıyorum.Bu yazı Aydoğan Vatandaş ın 28 kere basılmış olan ARMAGEDON (Türkiye-İsrail Gizli Savaşı) adlı kitabından alıntıdır.Tarafsız bir gözle bakmanız ve sonunda TARAF olacağınızı bilerek okumalısınız.

Malum Özal fani hayatta.Bu alemden göçtü gitti.Ardından küfür dolu yazılar yazmaktan kaçınalım ne olursa olsun.Çünkü Türkün Töresinde ve İSLAM da ölü ardından kötü konuşmak yoktur.Ama dileyen rahmet etmez bu ayrı konu.Zaten atalarımız boşuna dememiş…

Diride olmasa ÖLÜYE hürmet…
Yaşar mı? Ayakta kalır mı MİLLET…

Eğer bizler hala ayakta durabiliyorsak örf,adet,milli kültür ve dini kültürümüze sahip olduğumuz içindir.Başkalarının yaptığı gibi ben……
Karanlığa küfür etmekten ise..Elime fener alır o karanlığı aydınlatmayı tercih ederim…İşte karanlıkta kalmış hayatımızın bir bölümünün fener ile aydınltılmış hali.Yazıyı,kitabı yazan kişi FENER,feneri TUTAN da benim..

www.azapaskerleri.net

Özal Amerikancımıydı?

İsrail cumhurbaşkanı HERZOG un Türkiye ziyareti ile temelleri atılan Türkiye,İsrail yakınlaşmasının ardından Türkiye yavaş yavaş yol ayrımına girmeye başlıyor,Cumhurbaşkanı Turgut Özalın öncülüğünde bölgede adeta bir ABD jandarmalığı anlamına gelebilecek,ABD nin bölgedeki egemenliğini artıracak ve sonuçta neyle karşılaşılacağı belli olmayan bir sürece olanca gerilimiyle girmeye başlıyordu.

Turgut Özal bu politikalar yüzünden sonderece şiddetli eleştirilere hedef oluyordu.Çünkü görünüşte ÇEKİÇ GÜÇ ün Türkiyede konuşlanmasına o sebep olmuştu.Dolayısıyla Türkiyenin bölünmesiyle sonuçlanabilecek bir geleceğinde sorumlusu o olacaktı.18 temmuz 1991 tarihinde o günlerde muhalefette olan Erdal İnönü şöyle diyordu:Çekiç güçün bir kumandanı var.O gücün kumandanına biz kendi gücümüzü veriyoruz.İşte bunlar bizi savaşa götürecek şeyler.Türkiye bu konuşlandırmadan süratle kurtulmalıdır.

Süleyman Demirel ise yoksa sayın Özal ve iktidarı Türkiyenin savunmasını ihaleyemi çıkardı?.Bizim bildiğimiz savunma Millidir diyordu..

Durum gerçekten böylemiydi?.Çekiç güçün Türkiyeye gelmesini ve bölgede aslında Türkiyenin taraftar olmadığı politikaların uygulanmasına o mu sebep olmuştu.Türkiyeyi ABD-İSRAİL dümen suyuna sokan ÖZAL mıydı.?

Çekiç Güçü Türkiye’ye kim getirdi?

Dikkatli bir gözle incelendiğinde durumun hiçte öyle olmadığı anlaşılacaktı.2 ağustos 1990 tarihinde Kuveyti işgal eden ve bunun sonucu olarak ABD liderliğindeki müttefiklere yenilen Saddam,ateş kesten hemen sonra kuzeyde isyan eden Kürtlerin üzerine helikopterleriyle yürümüş ve kimyasal silahlarını Kürtlerin üzerinde kullanmıştı.Bundan büyük zarar gören yarım milyona yakın kürtte can havliyle Türkiye sınırına dayanmıştı.Türkiye o kadar zor ve çaresiz bir durumdaydıki ne yapacağını adeta şaşırmıştı.Alacak olsa Türkiye bundan son derece zararlı çıkacaktı.Üstelik kamuoyu 1988 yılında peşmergelerin alınmasından son derece rahatsızdı.Nitekim bu dönemde pkk nın eylemleri tırmanışa geçmişti.Yani peşmergeler PKK ya yataklık etmişti.Almasa bu sefer batı dünyası Türkiyeyi soruna duyarsız kalmakla suçlayacaktı.Çözüm belliydi.

Özal bu yüzden ABD den konu ile ilgili yardım talebinde bulunmak zorunda kalmış ve bu insanların yeniden topraklarına dönebilmeleri için bir güvenlik kuşağı oluşturulmasını istemişti.Dolayısıyla Özal daha sonra Türkiyenin başına bela olan Çekiç Güçün Türkiyeye gelmesine sebep olmuştu.

Oysa ABD bu süreci pekala önleyebilirdi.Çünkü Iraklı generaller,General Schwarzkopf tan yaralı ve diğer Irak askerlerini taşımak için helikopterler kullanma konusunda izin istiyordu.Yılların askeri,Körfez savaşı boyunca NATO nun Çevik Kuvvetini yönetmiş Orgeneral Schwarzkopf,üstelik bütün istihbarat birimleri bu konuya yönelmişken,Irakın bu helikopterleri bölgedeki Kürtlere karşı kullanabileceğini nasıl olmuştuda düşünememişti.?

ABD çok açık bir şekilde ilkin sağladığı güven dolayısıyla Şiileri ve Kürtleri ayaklandırmış,ardından da Iraklı Generallerin helikopter kullanma talebine olumlu yanıt vererek,Çekiç Güçün bölgeye konuşlanmasının zeminini hazırlamıştı.Nitekim kısa bir süre sonra bu bölgede ABD adına çalışan BİNLERCE ajanın bulunduğu ortaya çıkmıştı.

O halde Çekiç Güçün bölgeye konuşlanması sadece Turgut Özal ile açıklanabilir bir şey değildi.Öyle olsa idi 20 eylül 1992 de yapılan genel seçimler sonucunda iktidarı devralan Süleyman Demirel ile Erdal İnönü muhalefetteyken karşı olduklarını apaçık belli ettikleri Çekiç Güçü kolaylıkla gönderebilirdi.

Ancak öyle olmadı.Şöyle diyordu Demirel:

Batıyı bilhassa ABD yi yanımızdan fazla uzaklaştırmamız gerekir.Bizim batı ile çok işimiz var.Batıya teslim olmamalıyız ama işimizide sürdürmeliyiz.Benim batıya 50 milyar dolar borcum var.Ya öde diye üzerimize gelirse? (Milliyet 12/09/1991)

Demirel kısa bir süre önce Çekiç Güç ile ilgili söylemiş olduğu sözleri unutmuş,Çekiç Güçün aslında sadece Özalla açıklanabilecek bir şeyin olmadığının ip uçlarını vermişti.Muhalefetteyken Çekiç Güçü apaçık eleştirenler nedense iktidarda iken aynı cesareti gösteremiyorlardı.Nitekim bu politikalar yavaş yavaş ürünlerini vermeye başlamıştı.Önce kuzey Irakta başta ABD olmak üzere çeşitli ülkelerden uzmanların izlediği seçimler yapılmış,ardından hükümet kurulmuş ve devlet olmanın ilk adımları atılmıştı.

Siyasi cambazlığı ile bilinen ve kamuoyunda siyasi fahişe olarak adlandırılan Celal Talabani ‘’Keşke Türkler kadar özgür olabilsek’’ diyerek Kuzey Irakı Türkiye ile bir federasyon altında birleştirmek istiyormuş izlenimini veren sözler ediyordu.

Ardından ıraklı kürt liderlere diplomatik pasaport verecek kadar sahip çıkıldığı bütün dünya kamuoyuna duyuruldu.Bununla birlikte bir kürt devletinin kurulmasına Türkiyenin seyirci kalmasını sağlayacak bütün her şey hazırlandı.Çünkü dönemin CİA Türkiye masası şefi Graham Fuller ABD nin konuya ne kadar önem verdiğini,apaçık tehdit edercesine şu şekilde ifade ediyordu…

ABD tehdit ediyor:Sakın engellemeye çalışmayın…!

Eğer Ankara bu süreci durdurmaya çalışırsa ortaya çıkacak sonuç tehlikeli ve masraflı olabilir.Böyle bir deneme sadece Türkiyenin diğer bölgelerine dağılmış Kürt topluluğununda istikrarsızlığına sebep olacaktır.Kürt sorunu,Türkiyenin gelecekteki istikrarı,bölgedeki rolü ve batı ve ABD ilişkileri için büyük önem taşımaktadır.(Graham Fuller,Harp Akademileri Y.)….

*************
Aydoğan Vatandaşın kitabındaki yazı böylece uzayıp devam ediyor.Turgut Özalın Çekiç Güç denen ABD askeri gücünü bölgeye getirmesinin sebebini sanırım az çok anlamışsınızdır.Kuzey Irakta ileriki zamanlarda kurulması planlanan sözde KÜRT devletinin ki biz buna KİBBUTZ İSRAİL DEVLETÇİĞİ diyoruz kurulmasını ve güvenliğini sağlamak içindir.

Dostumuz(!) olan müttefikimiz(!) ABD bölge ülkelerin başına bela olacak kürt devletinin kurulması için bir taraftan saddama destek vererek silah satıyor,askeri teçhizat satıyor,helikopterler,uçaklar veriyor.Diğer taraftan da kuzey deki şii,peşmerge-kürt gibi oluşumları saddama karşı el altından,yorgan dibinden kışkırtrak bölgede istikrarsızlık,güvensizlik,isyan ve en önemlisi ölüm tohumlarını ekiyordu.ABD nin asıl amacı Saddamın bölgedeki kışkırtılmış gurupların imhası için toplu imha yöntemini kullanmasını yani kimyasal silah kullanmasını sağlamaktı.Çünkü Saddam bunu yaparsa bölgeye gelmeye çalışan ABD için gün doğacak,BM hükümlerince askeri olarak konuşlanacak sözüm ona isyanları ve saddamı durduracaktı.Sonuçta olduda.Saddam Kürtleri bir bombayla Kimyasal bir silahla imha etti ve ABD bölgeye saddamı durdurmak için hemen yerleşti.Bunlar tabi yalandan ibaret..Sadece bir YAHUDİ tiyatrosu.!

Sırf bozulmuş,tahrif edilmiş KABALA-TALMUT inancındaki Yahudilerin TEVRAT’ında yazılı olan..

‘’Mısır ırmağından büyük ırmağa Fırat nehrine kadar bu diyarı senin zürriyetine verdim’’Tekvin 15-18
‘’Kenan diyarından Fırat ırmağına kadar olan bütün toprakları senin zürriyetine verdim’’Tekvin /18

Saçmalıkları içindir.Yani bizim Recep Tayyip Erdoğanın Diyarbakır BOP un yıldızı olacak dediği şey içindir.Büyük İsrail Devleti içindir.Bu yaşanan olaylar yani 1.Körfez savaşı,şimdiki Irak İşgali,Saddamın dikdatörlüğü,bizim başımıza bela olan PKK,etnik ayrımcılıkla çabalayan guruplar vb.şeyler en az,en az 30-35 senelik bir planın tıkır tıkır işlemesidir.Tesbih ipine geçirilmeye çalışılan boncuk taneleri gibi teker teker işliyor bu plan.

Onun içindir ki (Bilderberg ve Cfr üyesi) Turgut Özal a fazla yüklenmemek gerekiyor.Diğer hükümetlere ve bu yolda hizmet edenlerede yüklenmek,hesap sormak gerekiyor.Şu andaki nasıl bir ABD oyucağı ise bundan 20-30 yıl evvelki hükümetlerde ABD nin oyuncağı idi.ABD den icazet almadan başa gelen hükümet varmı ki acaba..Ben bilmiyorum bilen varsa bir zahmet söylesin..

ALLAH nasip ederse bir sonraki yazım yine aynı kitaptan alıntılar yaparak dostumuz ve müttefikimiz olan ABD nin NATO tatbikatında savaş gemimiz olan MUAVENET i nasıl kaza (!!!!) ile vurduğunu,ve Türk Hava Sahasını nasıl ihlaller ederek Ordumuzu nasıl TACİZ ettiğini TÜRKİYE mize nasıl bir meydan okuduğunu anlatmaya çalışacağım..

Hepniz ALLAH’a emanet olun…

www.azapaskerleri.net azapaskerleri@hotmail.com

4 TEMMUZ 2003 ÇUVAL OLAYININ PERDE ARDI
Türkmen tapularını 'kurtaran' Süleymaniye timi, 'çuval baskınına' silahlı yanıt vermedi. Çünkü asıl operasyon başarıyla tamamlanmış, tapuların mikro film ve dijital kaydı çoktan Ankara'ya ulaşmıştı.

Tapu ve nüfus idareleri peşmergeler tarafından yağmalanıyor. Demografik yapıyı değiştirmek için Türkmen ve Araplara ait kayıtlar yakılıp yok ediliyor. Bu sırada Irak birlikleri Kuzey'i terk etmiş, bölge tamamen Amerikan birlikleri ve peşmergelerin hakimiyetine geçmiş durumda.

Süleymaniye'de konuşlanan Türk özel harekat timi gelişmeleri yakından izliyor. Türk istihbaratı bölgede etkin. Meydana gelebilecek olaylar hakkında önceden haber alma kabiliyetine sahip. Türkmenler de Türk askerine yardımcı oluyor, rehberlik yapıyor. Nitekim, Türkmenlere ait tapu kayıtlarını yok etme hazırlıkları istihbaratçıların başarılı çalışmasıyla önceden öğreniliyor ve Süleymaniye'de görevli özel birlik bu kayıtların tamamını kopyalayarak Türkiye'ye gönderip, güvence altına alıyor.

Türkiye'nin Kuzey Irak'taki etkinliği sadece bu kritik operasyonla sınırlı kalmıyor. Bölgedeki Türkmenlere, Türkiye'den yardım malzemeleri ulaştırılıyor: İlaç, yiyecek...

Bu sırada peşmergeler, bölgede Türkmenleri ve Arapları yok sayarak her istediğini yapabilmek için Amerikalıları kışkırtıyor ve Süleymaniye'deki birliğin etkisiz hale getirilmesine karar veriliyor. Çuval olayından önce, 22 Nisan 2003'te Türkmenlere gıda ve ilaç götüren Türk timi, "Silah taşıyorsunuz" iddiasıyla ABD birlikleri tarafından durduruluyor. Yardım konvoyundaki Türk askerleri 2 gün süreyle alıkonuluyor. ABD'liler "Misafir ettik" diye açıklama yapıyor ama asıl amaç Türk birliğini caydırıp, hareket kabiliyetini kısıtlamak ve peşmergeleri bölgenin tek hakimi haline getirmek...

Ardından Türk-Amerikan ilişkilerini derinden yaralayan "çuval olayı" meydana geliyor. 4 Temmuz 2003 tarihinde. Yani ilk olaydan yaklaşık 2,5 ay sonra. Süleymaniye'deki Türk karargahında görevli bir binbaşı komutasındaki 11 Türk özel harekatçı ve Türkmen mihmandar, Amerikan 173. Hava İndirme Tugayı'na bağlı askerler ve peşmergelerin baskınına uğruyor. Baskın sırasında Türk askerleri gelenleri önceden görüyor. Ancak Amerikalılar daha önce de o binaya birkaç kez "kahve içmeye" geldiği için bunun bir saldırı olduğuna ihtimal verilmiyor. Ta ki, Amerikan askerleri teslim olmalarını söyleyene kadar.

Olay sırasında Türk özel harekatçıları silahla karşılık verme fırsatı buluyor ancak bunu tercih etmiyor. Peki hepsi özel eğitimli bu askerler neden tes lim oluyor? Birincisi; Süleymaniye timi, üstlendiği kritik operasyonu tamamlamış olmanın, yani tapu kayıtlarını Ankara'ya ulaştırmanın verdiği rahatlıkla hareket ediyor. İkincisi; timin komutanı serinkanlı davranarak, iki ülke arasında ağır sonuçlar doğurabilecek büyük bir çatışmayı önlüyor. "Karşılık vermeyin" diyor.

ABD'liler 11 asker ve Türkmen mihmandarı derdest edip başlarına çuval geçirerek götürüyor ve 60 saat süreyle sorguya çekiyor. Ama gerek sorgulamada, gerekse büroda yapılan aramalarda Türk "özel ekiplerinin" gizlice yürüttüğü "tapu operasyonuna" ilişkin herhangi bir belge ya da bilgiye ulaşılamıyor.

Süleymaniye'deki Türk askerleri her ne kadar başlarına çuval geçirilmiş olsa da, kopyalanıp götürülen belgelerle, asıl çuval tapu kayıtlarını yakarak her şeyi yok edeceklerini sanan peşmergelerin başına geçmiş oluyor.

Süleymaniye'de önemli olan, Türk askerlerinin hem operasyonu başarıyla tamamlaması, hem zayiat vermemesi, hem de iki ülke ilişkilerini içinden çıkılmaz bir noktaya sürüklememesiydi. Çünkü Amerikan askerlerine karşılık verilmesi durumunda çıkacak çatışmada ölü sayısı yüksek olabilirdi. Nitekim, olay sırasında Genelkurmay Harekat Başkanlığı görevini yürüten Korgeneral Köksal Karabay, emekliye ayrıldıktan sonra çok önemli bir detayı şöyle açıklıyordu: "ABD askerleri Türk timinin bulunduğu sokağa girdiklerinde tim komutanı kapıya çıkıp 'hoşgeldiniz' diyor. ABD'liler üzerine çullanıyorlar. Bu sırada herkes ateş etmeye hazır. Ama tim komutanı binbaşı Aydın elini kaldırarak 'ateş etmeyin' diyor. Olayı soruşturan ABD'li Korgeneral John Slyvester'in 'Neden ateş etmediniz' sorusuna Tim komutanı Binbaşı Aydın E. 'O kadar acemice geliyorlardı ki, ateş etsek en az 60 kişiyi öldürürdük. Biz de ölürdük ama iki ülke arasında kapanmaz bir yara oluşurdu' diyor. Bunun üzerine General Slyvester'in tim komutanını Aydın'ı alnından öpüyor."

Türk askerleri serbest bırakıldıktan sonra ABD Genelkurmay Başkanı'nın Türk Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hilmi Özkök'ü arayarak özür dilediği ve şu mesajı ilettiği öne sürülüyor: "Askerlerinizin anlayışlı davranması beni çok mutlu etti. Tanrıya bin şükür, askerleriniz ve askerlerimiz evlerine sağsalim dönebildi."

Bu olaydan 7 yıl sonra, TAKVİM'in kamuoyuna açıkladığı "Musul ve Kerkük'teki tapu operasyonu" haberi gösteriyor ki, Türkmenlerin bölgedeki gayrimenkulleri güvence altına alınmış, operasyon başarıyla tamamlanmıştır... Mehmet Çetingüleç - TAKVİM
avatar
Admin
Admin

Mesaj Sayısı : 629
Kayıt tarihi : 10/05/09
Yaş : 51
Nerden : manisa

http://www.ugurozaltin.tr.cx

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön

- Similar topics

 
Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz